eKitap okuyucu tecrübem

Çok uzun zamandır bir eKitap okuyucu alma niyetim vardı. Her ne kadar hiçbir zaman bildiğimiz manadaki kitabın yerini tutmayacağını bilmeme rağmen, yüzyıllardır ufak-tefek gelişmeler haricinde hiç değişmemiş kitapların bu yeni/başkalaşmış formu beni heyecanlandırıyordu.

Geçtiğimiz yıldan bu yana aklıma geldikçe kısa kısa araştırmalar yapıyordum, acaba hangi markayı, boyutu alayım vb diye. Elbette eKitap Okuyucu almaya beni iten bir neden de geçtiğimiz sene taşındığımız Sanayi Mahallesi’ndeki ofisimize gidip gelirken yolda çok zaman geçiriyor olmam ve bu sürede uzun zamandır ihmal etmeye başladığım kitap okumaya tekrar dönmeyi düşünmem oldu. Çünkü ofise gitmek için en az 3 farklı toplu taşıma aracı kullanıyorum ve özellikle metrobüs ile metro kitap okumaya tam uygun araçlar.

İlk önce yolculuk sırasında yanıma evden kitap almayı düşündüm ancak zaten çok yorucu ve ayakta gitmek zorunda kalabildiğim yolculuklarda, bir de ağır kitaplar taşımak pek sürdürülebilir gelmedi. Sırf bu nedenden yine kitap okumaktan uzak kalacaksam ne manası vardı. Dolayısıyla heyecan ile birlikte bir de böyle elle tutulur bir neden de olunca artık geçen ay Kobo marka eKitap okuyucu satın aldım.

Beklentim çok yüksek olmadığı için midir bilmiyorum ancak üründen oldukça memnun kaldım. Ne de olsa artık tekrar kitap okumaya başlamıştım, en önemlisi de okumamak için artık bahanem kalmamıştı. İlk olarak Propoganda Yayınları’ndan hemen Sevan Nişanyan‘ın kitaplarını satın aldım ve Yanlış Cumhuriyet ile başladım.

İstediğim satırların altını çizebilmem, hatta istediğim kelime, kelime grubu veya cümleye not ekleyebiliyor olmam ve bu notları sonra arayabiliyor olmam ise beni en memnun eden özellikler oldu. Tabi bir de yüzlerce kitabı cebinde taşıyabiliyor olmak paha biçilemez. Farklı boyutlardaki seçenekler arasından küçük boyulu olan ürünü (Aura) aldığım için ise mutluyum, zira diğer büyük seçenekleri taşımak veya bir yere sığdırmak çok zor olacaktı.

Şu an için tek sıkıntı, özellikle yeni çıkan kitaplar olmak üzere, satın alabileceğim/indirebileceğim arşiv eksikliği. Maalesef henüz Türkiye’de eKitap olgusu tam olarak yerleşmediği için yeterince talep yok, yeterli talep olmadığı için de arz yok. Eğer bu sıkıntı da aşılırsa eKitap Okuyucu muazzam bir ürün.

Bildiğimiz manada kitabın yerini tutar mı?

Hangi açıdan baktığınız ile buna cevabım değişir. Eğer; “eKitap okuyucu ile kitap okumak, normal bir kitap okumak kadar rahat mı? Göz yorar mı?” gibi teknik açıdan bakılacak olursa, bence evet, arada çok fazla bir fark yok. En azından kullanma tecrübemin olduğu Kobo için söyleyebilirim ki; ekran rengi, aydınlığı vb konularda normal bir kitap okumanın konforunu bulabiliyorum.

Ancak soruyu biraz duygusal ve keyif açısından değerlendirecek olursak cevabım kat’i bir hayır olur. Zira bildiğimiz kitabın hissi, kokusu, hacmi, sayfa çevirme keyfi vb ayrı bir şey. Benim için ise özellikle kütüphane olgusu da ön plana çıkıyor. Kitap okumaktan bağımsız, kütüphane görüntüsüne aşığım. Güzel bir kütüphanesi olan, özellikle koyu ahşaptan, bir odada rahatlıkla sadece kütüphaneyi izleyerek saatler geçirebilirim. Dolayısıyla yüzlerce kitabın küçük bir cihazda olması benim kütüphane ihtiyacımı katleden bir unsur.

Sonuç olarak, seyyar yaşamda eKitap Okuyucular hayat kurtarıcı ama yaşasın kitaplar ve kütüphaneler!